Kudüs Rayihası

saniye-türkeş

İlkin gözlerim değdi göğüne
Gök yüzüne...
Rakseden kuşların kanat sesleri kulağıma ahenkle çarpardı.
Her adımım bir ritim tutardı kalbimde.
Ki bilmezdim aslında kalbimde yürüdüğümü, bütün o yollarının her bir damarıma denk geldiğini,
Avluna düşen şehit kanlarının yüreğimden damladığını,
Sana çıkan her kapının kalbimden geçtiğini...

Sonra senden bir parça gördüm adına Kubbetus Sahra dedikleri..
Sarı gelin gibi bir şeydi. Saçlarına parıl parıl yıldızlar örmüşler.
Karşımda bütün heybetiyle duruyordu.
Ona baktıkça sanki biri kalbimi açıyordu..

Yürüdüm...Yalın ayak yürüdüm. Biliyordum
Hz.İbrahim'de buradaydı, Hz.İsa'da, Hz.Zekeriya'da. Ve bütün iffetiyle Sultan olmuş Hz.Meryem de...
Ve şimdi kim bilir hangi Peygamberin ayaklarına değdi ayaklarım.
Kaçının mübarek alnına değen taşlara secde etti başım...
Ve ellerim dokunduğunda Sana, hangisindendi bu misk kokusu?
Kokular...Peygamber kokusu...Kudüs kokusu...
Bildim bütün rayihalar aslında bir yerden dağılmıştı bütün kainata.
Bir Miraç ile yaymıştı güller kokusunu
Yedi kat semaya da.
Ondandır her dönüşümüzde Kudüs kokarız
Kalbimiz Mescidi Aksa,kokumuz Peygamber kokusu olur.
Bildim sende bir sır var...Miraç gecesi üzerine eklenen. Bir tılsım var, bir efsun...
Ben Sana şahit oldum, Sen de bana...
Ve şimdi diyorum ki sana ey Sevgili!
Bende artık sığacağın bir kalp yok. Ben şimdi baştan başa Sen olmuşum...

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.