
Namaz çıkışı çok gergin miyavlamalar duyuyordum. Anlaşılan kedigillerde yolunda gitmeyen bir şeyler vardı.
"Hayrolsun! Bu sesiniz namaz esnasında da gelseydi, İmam yerine sizin miyavlamalarınızla namaz kılacaktık... Söyleyin bakalım neyiniz var.
Zeyti mahçupluğunu muhafaza ederken limun atıldı söze.
"Zeyti Hanım son günlerde sosyal medyalarında, oralarda buralarda ne paylaşıyor biliyor musun Meryem abla?" Cevap vermeme fırsat dahi vermeden devam etti :
"-Kudüs Bizim kalbimiz! Kudüs'e özgürlük! Selahaddinler olacağız ? Vs. Vs..
"-Ee bu iyi bir şey değil mi zaten neden bu kadar sinirlendin bu duruma anlamadım." diye sordum.
"-Selahattinler olacağız diyen biri nasıl olur da 'namazı şimdi kılmayayım yaa.. kazaya bırakırım...' diyebilir Meryem abla? Bu gidişle miyav-siz Hüseyin bile olamaz bu kafadakiler. Biliyor musun abla -zeyti'den gözlerini asla ayırmadan- Selahaddîn-i Eyyûbî bir gün cuma hutbesinde iken bir genç kalkıp bağırıyor; Ey Selahaddîn-i Eyyûbî Kudüs esir, işgal altında sen burada ne konuşuyorsun diyor.
Selahaddîn-i Eyyûbî hiç cevap vermiyor… Ertesi gün sabah namazında cemaate döner ve sorar "O genç nerede" der Yok derler sabah namazına gelenler.. Selahaddîn-i Eyyûbî cemaate dönerek "Cuma namazına gelen müslümanlar, Sabah namazına da geldiği gün Kudüs bizimdir" der...
Ne ben ne de Zeyti diyecek bir şey bulamadık.
Biz namazsız iken namaz yurdunu nasıl,hangi samimiyetle savunacaktık ki ...




