Manevi okulum-2

Seher Beyazkuş

Meğer yıllardır anlamadığım, anlamadığımın farkında dahi olmadığım bir konu vardı. Her dönümü ömürlük dönemim olacak okulum bu konuyu bana fark ettirdi. Bir gidemeyiş, günlerce ağlayış, yürek yakan çaresizlik bu kadar mı lezzetli ve öğretici olurdu ...  oluyordu işte.
Sabretme konusu hayatımın her evresinde atladığım bir detaydı. Ta ki manevi okulumun ilk dersinden kalana kadar ... Demiştim ya , bu okulun müfredatı  farklıydı. Boşluk kabul etmiyor, eksikliği önce can yakarak sonra can yakışını dahi lezzete bulandırarak fark ettiriyordu. Öyle bir fark ettiriş ki; tek çare, eksikliği tamamlamak zorunda kalmaktı...
Sabır kavramı alevden bir posta bürünmüş de karşımda oturuyordu 22 Nisan günü... İlk defa gerçek manada tanışacaktım kendisiyle. Kendisini henüz tanımadığım için alevli postu yaktı yüreğimi,zihnimi,gözlerimden süzülen yaşları. Oysaki sabır, kor misali yüreklere ferahlık veren dayanak hissiyatı iken neden benim canımı yakıyordu? Çünkü:
Sabrı,ateşten posta giydiren bendim ...

 

Nasipse devamı sonra...

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.