
Hucurat Mektebi -2 (Hadisler)
Bu dersi PDF olarak indirmek için tıklayınız
1.HADİS (Yeryüzünde ikinci mescid)
عَنْ أَبِي ذَرٍّ ، قَالَ : " قُلْتُ يَا رَسُولَ اللهِ : أَيُّ مَسْجِدٍ وُضِعَ فِي الْأَرْضِ أَوَّلُ ؟ ،قَالَ: ( الْمَسْجِدُ الْحَرَامُ) ، قُلْتُ : ثُمَّ أَيٌّ؟ قَالَ: ( الْمَسْجِدُ الْأَقْصَى ) ، قُلْتُ: كَمْ بَيْنَهُمَا ؟ ، قَالَ: (أَرْبَعُونَ سَنَةً ) "
Ebu Zer (ra) şöyle dedi: “Ya Resulullah! Yeryüzünde ilk kurulan mescit hangisidir?” dedim. “Mescid-i Haram’dır” buyurdu. “Sonra hangisidir?” diye sordum. O, “Mescid-i Aksa’dır” buyurdu. “Bunların arasında ne kadar zaman vardır?” dedim. “Kırk yıl vardır” buyurdu. (Müslim, Mesacid, 2)
2.HADİS (Ziyaret edilecek üç mescid)
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ يَبْلُغُ بِهِ النَّبِىَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَاتُشَدُّ الرِّحَالُ إِلَّا إِلَى ثَلَاثَةِ مَسَاجِدَ: مَسْجِدِي هَذَا، وَمَسْجِدِ الْحَرَامِ، وَمَسْجِدِ الْأَقْصَى
Ebu Hureyre (ra), Resulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Üç mescit dışında hiçbir mescidi ziyaret için yola çıkılmaz. Benim bu mescidim, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa.” (Müslim, Hac, 511)
3.HADİS (ilk kıble)
عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ قَالَ: صَلَّيْنَا مَعَ رَسوِلِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَحْوَ بَيْتِ الْمَقْدِسِ سِتَّةَ عَشَرَ شَهْرًا، أوْ سَبْعَةَ عَشَرَ شَهْرًا، ثُمَّ صُرِفْنا نَحْوَ الْكَعْبةِ
Berâ bin Âzib (ra) şöyle demiştir: “Resûlullah (sav) ile birlikte on altı veya on yedi ay kadar Beyti'l Makdis’e doğru namaz kıldık. Sonra Kâbe’ye döndürüldük.” (Müslim, 525)
4.HADİS (Oraya gidin)
عَنْ مَيْمُونَةَ مَوْلَاةِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهَا قَالَتْ : يَا رَسُولَ اللهِ أَفْتِنَا فِي بَيْتِ الْمَقْدِسِ . فَقَالَ : اِئْتُوهُ فَصَلُّوا فِيهِ -وَكَانَتِ الْبِلَادُ إِذْ ذَاكَ حَرْبًا- فَإِنْ لَمْ تَأْتُوهُ وَتُصَلُّوا فِيهِ فَابْعَثُوا بِزَيْتٍ يُسْرَجُ فِي قَنَادِيلِهِ
Peygamber’in (sav) azatlısı Meymune (ra): “Ya Rasulallah! Beyt-i Makdis’e gidip gitmeme hakkında bize ne buyurursunuz?’’ dedi. Allah Rasulü: ‘’Gidin ve orada namaz kılın!’’ diye cevap verir. Fakat o zaman orada (Bizans ile Persler arasında) savaş vardı ve bunu dikkate alan Peygamber aleyhissalatu vesselam efendilerimiz şöyle buyurdu: ‘’Şayet oraya gidemez ve orada namaz kılmazsanız, oranın kandillerini aydınlatacak yağ gönderin!’’ buyurdu.’’ (Ebu Davud, Salat, 14)
5.HADİS (Sürekli cihadın yurdu)
عَنْ أَبِي أُمَامَةَ رَضِي اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَليْهِ وَسَلَّمَ:
"لا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ أُمَّتِي عَلَى الدِّينِ ظَاهِرِينَ ، لِعَدُوِّهِمْ قَاهِرِينَ ، لَايَضُرُّهُمْ مَنْ خَالَفَهُمْ إِلَّا مَا أَصَابَهُمْ مِنْ لَأْوَاءَ، حَتَّى يَأْتِيَهُمْ أَمْرُ اللهِ. وَهُمْ كَذلِكَ، قَالُوا: يَارَسُولَ اللهِ وَأيْنَ هُمْ ؟ قَالَ : "بِبَيْتِ الْمَقْدِسِ وَأَكْنَافِ بَيْتِ الْمَقْدِسِ "
Ebu Ümâme (ra) Resulullah’ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Ümmetimden bir topluluk daima hak üzere olacak ve düşmanlarına kesin bir şekilde üstün gelecektir. Allah’ın emri gelinceye dek şiddetli geçim sıkıntısına düşmeleri durumu hariç muhalefet edenlerin muhalefeti onlara zarar vermeyecektir.” “Ya Resulullah! Onlar nerededirler?” dediler. O (sav), “Onlar, Beyti’l Makdis’te ve Beyti’l Makdis’in etrafındadırlar” buyurdu. (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 36/657, no: 22320)
6.HADİS (Yahudiler taş ve ağaçların arkasına saklanacak)
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِي اللهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ:
«لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يُقَاتِلَ الْمُسْلِمُونَ الْيَهُودَ، فَيَقْتُلُهُمُ الْمُسْلِمُونَ حَتَّى يَخْتَبِئَ الْيَهُودِيُّ مِنْ وَرَاءِ الْحَجَرِ وَالشَّجَرِ، فَيَقُولُ الْحَجَرُ أَوِ الشَّجَرُ: يَا مُسْلِمُ يَا عَبْدَ اللَّهِ هَذَا يَهُودِيٌّ خَلْفِي فَتَعَالَ فَاقْتُلْهُ، إِلَّا الْغَرْقَدَ فَإِنَّهُ مِنْ شَجَرِ الْيَهُودِ»
Ebu Hureyre’den ((ra)) rivayetle Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Müslümanlarla Yahudiler harb etmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. O harpte Müslümanlar (gâlip gelerek) Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; ‘Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu, şu arkamdaki Yahudi’dir, gel de onu öldür!’ diye haber verecektir. Sadece garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır.” (Müslim, Fiten, 82)
7.HADİS (İsrailoğullarının ihaneti)
عَنْ أَبِي هُرَيْرَة رَضِي اللهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: قِيلَ لِبَنِي إِسْرَائيلَ : (اُدْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُولُوا حِطَّةٌ) [اَلْبَقَرَةُ: 58] فَدَخَلُوا يَزْحَفُونَ عَلَى أَسْتَاهِهِمْ، فَبَدَّلُوا، وَقَالُوا : حَبَّةٌ فِي شَعَرَةٍ
Ebu Hureyre (ra) Peygamber’in (as) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: İsrailoğulları’na “(Beyti’l Makdis) kapısından secde ederek (saygı ile) giriniz ve ‘Hıtta’ -‘Hata (ettik ya Rabbi, affet bizi)!’- deyiniz.” (Bakara,58) denildi. Ancak onlar bunu değiştirdiler ve kalçaları üzerinde emekleyerek girdiler. Hıtta yerine ‘Arpadaki tane’ dediler.” (Buhari, Tefsir, 5 /4479)
8.HADİS (Sahabeye Beytilmakdis tavsiyesi)
عَنْ ذِي الْأَصَابِعِ قَالَ : قُلْتُ يَا رَسُولَ اللهِ : إِنِ ابْتُلِينَا بَعْدَكَ بِالْبَقَاءِ أَيْنَ تَأْمُرُنَا ؟ قَالَ : عَلَيْكَ بِبَیْتِ الْمَقْدِسِ فَلَعَلَّهُ أَنْ يَنْشَأَ لَكَ ذُرِّيَّةٌ يَغْدُونَ إِلَى ذَلِكَ الْمَسْجِدِ وَيَرُوحُونَ .
Zi’l-Esâbi’ (Sevbân b. Yemred) (ra) dedi ki: “Ya Resulullah! Şayet biz, Sen’den sonraya kalıp sıkıntıya düşecek olursak bizim nereye gitmemizi emredersin?” dedim. O (sav): “Sana Beyt-i Makdis’e gitmeni tavsiye ederim. Umulur ki Allah, sana oradaki mescide gidip gelecek nesiller verir.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 27/190, no: 16632)
9.HADİS (Sahabeye fetih müjdesi)
عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ رَضِي اللهُ عَنْهُ قَالَ: أَنَّهُ كَانَ عِنْدَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَهُوَ يَجُودُ بِنَفْسِهِ، فَقَالَ: "مَا لَكَ يَا شَدَّادُ؟" قَالَ: ضَاقَتْ بِيَ الدُّنْيَا، فَقَالَ: لَيْسَ عَلَيْكَ؛ إِنَّ الشَّامَ يُفْتَحُ، و يُفْتَحُ بَيْتُ الْمَقْدِسِ، فَتَكُونُ أَنْتَ وَوَلَدُكَ أَئِمَّةً فِيهِمْ إِنْ شَاءَ اللهُ
Şeddad bin Evs’in (ra) anlattığına göre kendisi Resulullah’ın (as) yanındaydı ve (Nebi sav) can çekişmekteydi. Efendimiz (as): “Ey Şeddad! Neyin var?” diye sordu. (Şeddad) : “Bana dünya dar geldi!” dedi. (Efendimiz (as): “Hayır, dünya sana dar gelmeyecek, aksine Suriye bölgesi ve Beyt-i Makdis fethedilecek de inşallah sen ve çocukların oradakilere önderler olacaksınız.” (Taberani, El Mucemu’l Kebir, 5. 289)
10.HADİS (Miracı yalanlayan müşrikler)
وَعَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللهِ رَضِي اللهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: لَمَّا كَذَّبَتْنِي قُرَيْشُ، قُمْتُ فِي الْحِجْرِ فَجَلَا اللهُ لِي بَيْتَ الْمَقْدِسِ فَطَفِقْتُ أُخْبِرُهُمْ آيَاتِهِ وَأَنَا أَنْظُرُ إِلَيْهِ.
Cabir b. Abdullah’tan (ra) nakledildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “(İsra konusunda) Kureyş beni yalanlayınca Hicr’de ayağa kalktım ve Allah Beyti'l Makdis’i gözümün önüne getirdi. Ben de ona bakarak özelliklerini Kureyş’e anlatmaya başladım. Hem Beyti’l Makdis’e bakıyor hem de haber veriyordum.” (Buhari, Menâkibu’l-Ensar, 41)
11.HADİS (Miraçta burak bineği)
عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ عَنْ أَبِيهِ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : لَمَّا انْتَهَيْنَا إِلَى بَيْتِ الْمَقْدِسِ قَالَ : جِبْرِيلُ بِإِصْبَعِهِ فَخَرَقَ بِهِ الْحَجَرَ وَشَدَّ بِهِ الْبُرَاقَ
Ebu Büreyde’nin (ra), babasından rivayet ettiğine göre; Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: Beyt-i Makdis'e vardığımızda Cibril parmağıyla kayayı delerek Burak'ı oraya bağladı. (Tirmizi ,Tefsiru l - Kur'an, 17)
12.HADİS (Hz Süleyman'ın duası)
عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرٍو عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قال:
لَمَّا فَرَغَ سُليْمَانُ بْنُ دَاوُدَ مِنْ بِناِءِ بَيْتِ الْمَقْدِسِ سَألَ اللهَ ثَلَاثاً حُكْمًا يُصَادِفُ حُكْمَهُ وَمُلْكًا لَا يَنْبَغِي لِأَحَدٍ مِنْ بَعْدِهِ وَأَلَّا يَأتِيَ هَذَا الْمَسْجِدَ أَحَدٌ لَا يُرِيدُ إِلَّا الصَّلَاةَ فِيهِ إلَّا خَرَجَ مِنْ ذُنُوبِهِ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ أمُّهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَمَّا اثْنَتَانِ فَقَدْ أُعْطِيَهُمَا وَأَرْجُو أَنْ يَكُونَ قَدْ أُعْطِيَ الثَّالِثَةَ
Abdullah b. Amr (ra), Hz. Peygamber'den (sav) şöyle rivayet etmiştir: Davud’un (as) oğlu Süleyman (as), Beyti’l Makdis’in binasını bitirince Allah Teâlâ’dan üç dilekte bulundu:
İlahî hükme uygun bir hüküm verme kudreti.
Kendisinden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülk ve saltanat.
Namaz kılmak için Mescid-i Aksa’ya gelen kimsenin annesinden doğduğu gün gibi günahlarından arınması/çıkması.
Peygamber (sav) buyurdu ki: “Süleyman’ın (as) dilediği ilk iki şey kendisine verilmiştir. Üçüncü dileğinin de kendisine verilmiş olmasını umarım.” (İbni Mace, Namazın Gereği Biçimde Kılınması ve Sünnetleri 1408.hadis)



