
Hangi ara böylesine duyarsızlaştık..
Hissiz, sessiz, merhametsizleştik!
Hangi ara..
Aç uyuyan, açken şehit edilen , uyurken paramparça olan minik bedenlere ne çabuk alıştık..
Sahi, niye böyle olduk?
Kendi evladımız parmağını kapının arasına hafifçe sıkıştırdığında yanan yüreğimiz ümmetin evladına neden yanmıyor...
Bebeği olan anne babalar ; mamasını beş dakika geç içen bebeğinizin ahvali geldi mi gözlerinizin önüne... Açlığı sadece birkaç dakika uzayan bebeğiniz.. Hani ağlamaktan kıpkırmızı kesilip de nefessiz kalan bebeğiniz. O anki hüzün, çaresizlik,yetişememe hissiyatı geldi mi kalbinizin hissiyat kanalına? Gazze'nin ümmet tarafından yüzüstü bırakılan evladının can havliyle ,son çırpınışları neden yakmıyor her zerremizi! Neden kulaklarımızda yankılanmıyor!
Günlerce mama alamayan ve sonunda şehit düşen bebeklerden birinin yerinde kendi evladımızı düşündük mü hiç ?
Bazen Gazzeye bakıp bize üzülüyorum.
Gazzeye bakıp bizi görüyorum.
Ve Gazzeye bakıp Gazzeye imreniyorum...
Ümmetin aynası Gazze .
Ümmetin okulu Gazze .
Ve ,ve Ümmetin yüz akı Gazze ..
Kimi yaşayanların ölülerden daha ölü olduğunu bana öğreten ,
Ve kimi ölülerin biz yaşayan ölülerden daha canlı olduğunu ispatlayan yüce okul ..
Sen Rim..
Dedesinin ruhunun ruhu... Minicik bedeninle İslam güneşini birçok haneye ulaştırdın.
Sorsan, deden ve sen yaşamıyorsunuz..
Ama sizi duyan islama ısınıyor. Bize bakıyorum..Yaşıyor görünen ümmete.. Şimdiye değin kaç kişiyi islamla tanıştırdık yaşayışımızla..
Dedim ya , biz ölüyüz Gazze, siz diri..
Ölümünüz diriltir inşallah bizi..




