Manevi okulum

Seher Beyazkuş

Sabrederken hissedebilmeyi öğretti Mescid-i Aksâ bana..

Bakıyorum da sanki çevremdeki herkes makdisi olmuş. Sadece kavuşmak nasibi sofrasına oturmayan bir ben kalmışım gibi hissediyorum. Her gün farklı birinin Mescidi Aksâya gideceği haberini alıyorum..

İnsanlar nasıl bu kadar kolay gidebiliyor diye geçiriyorum içimden . Ben neden red engeline takılıp kalıyorum da bir adım dahi öteye gidemiyorum diyerek içim içime sığamaz hale geliyorum. İlerlemenin sadece fiziken olduğu düşüncesinin hatasına takılıyor zihnim farkında olmadan. Hayır, bu tamamıyla benim sesim değildi. "Neden?" sorusunun tehlikesini hissetmişti yüreğim. İsyan çukuruna düşmeden önce masum görünümlü "neden?" ler sürüklerdi bizi adım adım isyana. İçimin ne denli bunaldığını gören nefsimin sesi de bulanıyordu cümlelerime. Birgün dayanamayarak bağırdım içimdeki sese :

Seher! diyebildim sadece.. Bir nidaya ne kadar sitem sığabilirse o kadar sığdırdım tüm diyeceklerimi: "Sen ki güllük gülistanlık görünen nice nimetlere ulaşmadan önce hep bir imtihandan geçmedin mi ? Her kavuşan kolaylıkla kavuşuyor diye kim söyledi sana !" Uzunca düşünüyorum imtihanlarımdan hemen sonraki hediye misali nimetleri.. Sadece benim için böyle değildi elbet.

Hiçbir nimet , sahibine çok görülmemeli. Düşündükçe anlıyorum. Bazen ağlayarak öğretir bazen de silik bakışlarımı tek noktaya odaklayarak dakikalarca düşündürür beni hiç bilmediklerim üzerinden tefekkür ettirerek.

Manevi okulum: Mescid-i Aksâm. Kalbimden uzanan bir el ile yazıyorum bu cümleleri. Bilakis birkaç damla gözyaşını da mürekkebime damlatıyorum..

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.