
İsrail medyasından Jerusalem Post Gazetesi’nde 6 Nisan 2026 tarihinde Türkiye üzerine bir makale kaleme alındı. Yazıyı kaleme alan ise Abd merkezli Demokrasiyi Savunma Vakfı’ndan Sinan Ciddi ve Natalie Ecanow’dur. Bu makale aynı zamanda Demokrasiyi Savunma Vakfı tarafından bir rapor olarak yayınlandı. Bu vakıf siyonist İsrail yanlısı bir vakıf olarak bilinmektedir.
Hucurat Hareketi olarak yayınlanan o makalenin analizini okurlarımızla paylaşmak istiyoruz.
İlk gözümüze çarpan şey makalede kullanılan fotoğrafta Türkiye’nin doğu tarafını sözde Ermenistan olarak göstermesidir.
“Türkiye yeni İran mı? Ankara’nın Batı çıkarlarına yönelik artan meydan okuması” başlıklı makalede Batı ülkeleri Türkiye’ye karşı tamamen kışkırtılmaya çalışılıyor. Yazının ilk paragrafındaki “Türkiye’nin artan bölgesel etkisi ve Hamas’la olan bağları, NATO ve ABD’nin güvenliğini tehdit ediyor” ifadesi makalenin amacını açıkça ortaya koyuyor.
Türkiye, İran’ın ideolojik katılığına veya nükleer emellere sahip olmadığı doğru fakat bu önemsiz vurgusunu yapan makalenin yazarları şu konuya dikkat çekiyor: Türkiye’nin ABD ve NATO’nun bölgesel güvenlik çıkarlarını aktif olarak baltalıyor. Ankara tam olarak bunu yapıyor ve zaman geçtikçe daha da pervasız davranıyor. Bu ifadelerle ABD ve NATO ikaz ediliyor makalede. Bu iddia 9 Mart’ta Türkiye’nin Kıbrıs’a altı adet F-16 savaş uçağı konuşlandırmasıyla da örneklendiriliyor. Kıbrıs’a altı adet F-16 savaş uçağının konuşlandırılması Kıbrıs’a 300 milden daha az mesafede bulunan İsrail’e yönelik açık bir gözdağı denilmektedir. Bu durum İsrail’i oldukça rahatsız etmiş ki ABD ve Batı ülkelerini kışkırtmaya çalışıyor. İsrail, İran meselesinde nasıl ki ABD’yi savaşın içerisinde çektiyse aynı taktiği bu sefer Türkiye üzerine de uygulamak istiyor.
Makalenin özeti “Türkiye’ye dikkat edin. Müttefik gibi görünse de sizin için en büyük tehlike” diye ABD ve Batı ülkelerini kışkırtmaktan ibarettir.
Makalede Türkiye’nin Hamas ile ilişkilerine de temas ediliyor. “Ankara’nın Hamas’a desteği sadece söylemsel övgüyle sınırlı değil” denilen makalenin bu bölümünde yine Batı ülkeleri uyarılıyor. Şu ifadeler yer alıyor: “2011 yılında Hamas, Türk hükümetinin daveti üzerine Türkiye’de varlık göstermeye başladı. Bunu takip eden yıllarda Ankara, Hamas yetkilileriyle açıkça temas kurdu ve İsmail Heniyye’ye ve Salih Aruri’ye vatandaşlık verdi.”
Makalenin yine bu bölümünde şu uyarılarda bulunuluyor: Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hamas’ı terör örgütü olarak görmüyor. Türkiye’nin Hamas’a verdiği destek, bu desteğin ne kadar köklü olduğu ve gelecekte ne kadar büyüyeceği hafife alınmamalıdır.
Makale daha uzun olmasına rağmen biz analizimizi daha kısa tutuyoruz ve makalenin şu uyarılarla tamamlandığını bildirerek analizimizi sonlandırıyoruz.
Makalenin bitiş cümlesi:
Türkiye’nin stratejileri tehlikelidir. Fakat daha büyük tehlike, Türkiye’yi normal bir müttefik olarak görmeye devam etmektir.



