
Çocukken yaşamam gereken bazı duyguları bu yaşlarıma saklamışım gibi ...
Hani küçükken, çok sevdiğimiz birileri bir yere gidince ardından bakar,ağlar, gittiği yere bizi de götürsünler isterdik.. Çocukluğumuzun bir bölümü bu anılarla akseder zihinlerimize.
İşte, ben onlardan olamadım. Ağlayamadım gidenin ardından. Tâ ki bugüne kadar...
Çocukluğum, bu günlerimi sezinlemiş de giden birilerinin ardından ağlamak yönümü avucuna alıp bugünlere kadar, sıkı sıkıya avucunda tutmuş gibi...
Çocukluğumun avucunu yeni yeni açıyorum. Nakıs kalmış bu yönüm koşarak içimdeki çocukla buluşuyor...
Bundan mıdır Mescid-i Aksâya her gidenin ardından bakar ,ağlar, gittikleri zaman beni de götürsünler isterim.. Ayaklarını yere vuran çocuklar misali .. Hıçkırarak... Sadece gidenin yanında gitmek isterim..
Çocukluğumun sessiz kalmış yanlarını avucuma bırakan, içimdeki çocuğu benimle tanıştırandı Mescid-i Aksâ..
Saf,çocuksu bir duyguyla...
Sadece kavuşmak,ayrı kalmamak için...




