Şehid Şeyh Ahmed Yasin / 1937 - 2004


Çocuk yaşlarında geçirdiği bir kaza nedeniyle ömür boyu, boynundan aşağısı felçli olarak tekerlekli sandalyede yaşamak zorunda kalan Şeyh Ahmed Yasin, işgale karşı direniş gösteren Hamas’ın kurucusu. İsrail tarafından gözaltına alınmış ve ömür boyu cezaevine mahkûm edilmişti. Öğrenilecek çok şeyler var hayatından.

Cezaevinde kaldığı süre içerisinde zorluklar, baskılar ve işkenceler eksik kalmıyordu. Fakat bir dönem geldi ki o günlerde cezaevi görevlileri kendisine karşı değişmişlerdi. İyi davranmaya başlamışlardı. Elbiseleri içeri alınıyor ve hatta ziyaretçilerine bile naziktiler. Şeyh, bir tuhaflık olduğunun farkındaydı. Birkaç gün sonra hücresinden alınarak cezaevi müdürünün odasına getirildi. Müdürle birlikte iki kişi daha vardı odada. Kendisine son derece kibar davranılıyordu. Bazen sizli/bizli, bazen senli/benli konuşuyorlardı.

- Ne içerdiniz?
- Hiç bir şey.
- Lütfen Şeyh Yasin! İkramımızı geri çevirmeyin.

Şeyh Yasin kendisine iyi davranılmasının nedenini anlamıştı. Tekrar bir şey içmeyeceğini söyleyince, odadakilerden biri konuşmaya devam etti.

- Ömür boyu hapse mahkûm olduğunu biliyorsun. Ailenden, çocuklarından ve arkadaşlarından ayrı kalacaksın. Bakıma muhtaç ve hastasın. Yazık değil mi? Dilersen seni bu durumdan kurtarabiliriz. Bunu bilmeni isteriz.
- Biz derken?
- İsrail adına konuşuyoruz.
- Yaa!
- Anlaşırsak buradan kurtulabilirsin. Zor bir şey değil bu!
- Nasıl bir anlaşmaymış bu?
- Sadece basit birkaç söz söylemeniz yeterli. Bizi, yani İsrail’i tanıdığınızı söyleyin, dışarıdasınız!
- Asla!
- Sakin olun lütfen. Anlaşabileceğimizi düşünüyorum.
- Asla böyle bir açıklama yapmam. Böyle bir şeyi değil kamuoyuna açıklamak, kendi kendime bile söylemem.
- Diyalogdan yanayız. Bu teklifimizi beğenmediyseniz o halde bize karşı direnen şu gençlere yaptıklarının uygun olmadığını söyleyin. Taşkınlık yapmayı bıraksınlar.
 

Şeyh Yasin’den en ufak taviz koparamayan İsrailli yetkililer gittiler ve birkaç ay sonra tekrar gelip Şeyh Yasin’i karşılarına oturtup teklifleri tekrarladılar. “Direniş satılık değildir” cevabını aldıklarında öfkelendiler ve o kibar davranışları gitti:

- Bak ihtiyar! Ayağına geldik ve sana tekliflerde bulunduk. Hepsini reddettin. Unutma, burada yüz yıl kalacaksın ve çürüyeceksin.
- Benim için hapiste yüzyıl kalmak, karşılığında bir takım tavizler vererek çıkmaktan daha iyidir!




Bu site "Gidemiyorsanız, kandillerinde yakılmak üzere yağ gönderin" Hadis'i icabınca tasarlandı.